19 Nisan 2017 Çarşamba

Anti-FETÖ'cü kesilen Turgay Güler'in hukuk anlayışı | Mehmet Fahri Sertkaya


akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, Fethullah gülen, FETÖ, ak parti, akp'nin gerçek yüzü, darbe tiyatrosu, hukuk, turgay güler,

500 den fazla bebek

Belli ki tamamen hukuka uygun olmuş. Yoksa böyle bu kadar şakşakçı ve kendinden nefret ettirmiş bu herif, o dosyayı ele alır, en ince detayına göre tartışmaya açar "Bu böyle iken sen nasıl salıverirsin" derdi. 

Oysa içeride 500 den fazla bebek, sayısız hamile kadın var. Kanun da açık ve diyor ki, hamile kadınlar ile 6 aylıktan küçük bebeği olanların infazı ertelenir.

Bu herifin bu duruma itiraz ettiğine denk gelmedim. Hukuka bu kadar duyarlı ise, neden bunlara itiraz etmez? Üstelik canlı yayında karşı karşıya gelsek de bu gibi soruları sorsam, alemin önünde rezil de olur ama ertesi gün bile hiçbir şey olmamış gibi konuşmaya ve program yapmaya devam eder. 

En büyük FETÖ'nün ve FETÖ'cülerin AKPKK'liler olduğunu da adı gibi biliyor. Şu sözde darbenin hala bir siyasi ayağı bulunamadı. Bu, tarihte görülmüş müdür? Buna hangi insan kayıtsız kalır ve numara oynamaya devam ederek yüz binlerce masuma eziyet etmeye devam eder...

1 Nisan 2017 Cumartesi

AKİT TV sunucusu: Ülker aleyhinde attığım twitten sonra işimden kovuldum. FETÖ Adapazarı Şeker Fabrikası'nı kumpasla ele geçirip Ülker'e devir etti. | Akademi Dergisi

akademi dergisi, şeker fabrikası, akit tv, FETÖ, gerçek yüzü, ali asım ağaoğlu, içimmizdeki israil, içimizdeki ermenistan, ülker,


Akit TV Muhabiri Ali Asım Ağaoğlu, Ülker grubu aleyhinde tweet attığı için gazetesinden kovulduğunu söyledi. 

Ağaoğlu, sosyal medya hesabından: 

➥ "Şahsi Twitter hesabımdan geçen hafta Ülker ile ilgili attığım ve yarım saat sonra reklam aldık onlardan diyerek sildirilen twitim nedeniyle olduğu eklenmemiş ilişiğimin kesilme nedeni" diyerek bir açıklama yaptı. 

Asım Ağaoğlu açıklamasının devamında da; 

➥ "Twitin konusu Fetönün Adapazarı şeker fabrikasını kumpasla ele geçirip Ülker'e peşkeş çekmesiydi. Bende kendilerine teşekkür ediyorum ve Medyum Memiş ile başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı.

AKİT TV'nin Facebook sayfasından: 

➥ "Sayın Ali Asım Ağaoğlu'na kanalımıza vermiş olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür eder, bundan sonraki iş hayatında kendisine başarılar dileriz" mesajını paylaşmıştı. (T24)





 DİKKAT! Bu yayını paylaşacaksınız  ama büyük ihtimalle o paylaşımı sizden başka hiç kimse görmeyecek. Bu yayınımızı, Facebook, Instagram, WhatsApp ve benzeri Amerikan/Siyonist menşeli ortamlarda paylaşırsanız, arkadaşlarınıza/takipçilerinize gerçekten gösterildiğinden ve taktik surette sansürlenmediğinizden emin olunuz. Biliniz ki bu sosyal ağların gerçek sahibinin CIA ve MOSSAD olduğu ve Amerikan/Siyonist menfaatleri gereği pek çok ülkede milletleri sansürledikleri, somut deliller ile binlerce kere ispat edilmiştir. 

28 Mart 2017 Salı

Ceza evleri hamile ve bebekli kadın dolu ama bu kanunlara uygun mu? | Akademi Dergisi

ak parti, akademi dergisi, mehmet fahri sertkaya, 15 Temmuz, darbe, FETÖ, hukuk, adalet, tutuklama, göz altı, hamile, bebekli, ceza infaz kanunu, doğu perinçek,


Hamile kadınların tutuklanması iç hukuka göre mümkün değil

15 Temmuz darbe tiyatrosunun ardından, siyasi hayatı son bulmak üzere olan ve boğazına kadar pisliğe, suça, rüşvete, vurguna, peşkeşe, yalana, ihanete batmış durumda olan #AKpkk'nin, Ergenekoncu, Balyozcu denilen çevrelerle, "Erdoğan'ı elimize düşürdük. Artık ne istersek yapacak. Kemalizme teslim oldu.'' mealinde sözleri tekrar tekrar söyleyen Doğu Perinçek ve çevresi ile ittifak ederek, gerçekten terör örgütü olduğu hukuki zeminde hiçbir zaman ispat edilememiş FETÖ denilen bir İslam cemaatinin başındaki suçlu kişiler bahanesi ile devletten Müslümanları hukuksuzca tasfiyesi devam ediyor. Baştan sona keyfiliğin, hukuksuzluğun ve suçların hakim olduğu bu süreçte, hamile ve küçük bebekleri olan Müslüman hanımlara karşı da haksızlık, hukuksuzluk yapılıyor. Sözde bağımsız hakimler, iç hukuka göre değil, Siyonizm tarafından kurulduğu ve yönetildiği, logosuna bile Yahudi yedi kollu şamdanı (menorah) konulan, kurucu kadrosu arasında Türk bulunmayan, vatana ihaneti somut binlerce delil ile ispat edilmiş AKPKK'nin emirlerine göre kararlar veriyorlar ve hukuk geri geldiğinde ağır cezalar alacakları suçlar işliyorlar. 

Hamile veya emzikli çocuğu olan kadınların gözaltına alındığı, tutuklandığı hatta işkenceye varan muamelelere maruz kaldıkları, şüpheli yakınlarının beyanlarıyla kamuoyuna yansıyor. Gazeteci Tuğba Tekerek başta olmak üzere tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen birçok kişinin bu yöndeki demeçleri de zaman zaman medyada haber oluyor.

Yaşanan bu dram örnekleri, ''Hamile veya bebeği olan annelerin gözaltına alınması ya da tutuklanmasının hukuki karşılığı var mı?'' sorusunu gündeme getirdi.

Konuya ilişkin görüşlerine başvurulan hukukçuların birleştiği nokta şu: ‘Ceza yasalarında bu husus açık bir şekilde düzenlemiş. Hamile ya da altı aydan küçük bebeği olan kadınların tutuklanması iç hukuka göre mümkün değildir.’

Hukukçular, 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanununun 16’ya 4. Maddesine dikkat çekiyor:

Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur”

Bu kanunun 116. Maddesi de bu durum “tutuklular hakkında da uygulanır’’ şeklinde kesin hüküm içeriyor. Ancak tüm bu bağlayıcı kanunlara rağmen, gözaltı kararı veren, tutuklamaya sevk eden hâkimler göz göre göre suç işlemeye devam ediyor.

HUKUKÇULAR: TUTUKLU AVUKATLARI TAHLİYE TALEBİNDE BULUNSUN

İç hukuktaki bağlayıcı kararlar kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) karar ve içtihatları da hamile kadın ve bebeği olan şüpheli ya da tutuklu anneleri koruma altına alıyor. AİHM kararları, ‘’Tutuklama sadece iç hukuka uygun olmakla kalmamalı, aynı zamanda keyfi de olmamalıdır. Kanunları kötü niyetli uygulama açık keyfiliktir.’’ diyor

Hukukçular şu noktaya dikkat çekiyor: ‘’Yukarıdaki iki hüküm ışığında bu türden durumda olanların suç işledikleri iddia ediliyorsa, gözaltına alınmadan ifade çağrılmaları Anayasa m. 13’ün de gereğidir.

Bu nedenle zaman zaman medyada gündeme gelen hamile olan ya da 6 aydan küçük bebeği olup da tutuklananlar veya avukatları, 5275 sayılı Kanunun 16/4 ve 116. Maddelerini gerekçe gösterip tahliye talebinde bulunmalıdır.’’

TUĞBA TEKEREK, MAHPUSTAKİ 8 AYLIK ANNE ADAYINI YAZMIŞTI

Gazeteci Tuğba Tekerek, cezaevinde şahit olduğu örneklerden birini kaleme aldığı makalede şöyle anlattı: ‘’Sekiz aylık hamile bir kadın da vardı, konuşmalara pek katılmıyordu, daha çok, büyümüş bedenini idare etmeye çalışmakla meşguldü, sıkıntısı yüzünden okunuyordu. Hukuk da okuyormuş bir yandan ama şimdi hukuktan nefret ediyor. Operasyon olduğunda doğum iznindeymiş arandığını öğrenince, birlikte çalıştığı savcıya gidip “Ben teslim olmak istiyorum” demiş. Üç buçuk yaşında bir kızı varmış. “Yüzünü unuttum nerdeyse, keşke yanıma fotoğrafını alsaydım” dedi, ağlayarak. Başka birisi araya girdi “İzin vermezler ki. Ayna bile yok burada!” Evet, insanın kendi yüzünü bile unutabileceği bir yerdi burası.’’

29 Mart 2014 Cumartesi

Gülen oturma iznini nasıl almıştı?

Gülen oturma iznini nasıl almıştı?
Gülen oturma iznini nasıl almıştı?

Fethullah Gülen'in yeşil pasaportunun iptal edildiği açıklandı. Peki Gülen, ABD'de oturma hakkını nasıl almıştı? Sınırdışı edilebilmesi olası mıydı?

28 Mart 2014 Cuma

Fethullah Gülen'in pasaportu iptal edildi

Fethullah Gülen'in pasaportu iptal edildi
Fethullah Gülen'in pasaportu iptal edildi

Fethullah Gülen'in 1990 yılında aldığı yeşil pasaportun usulsüz yöntemlerle alındığı tespit edilerek Erzurum Valiliği tarafından iptal edildiği öğrenildi - AA


1992 yılından beri Pensilvanya'da yaşayan Fethullah Gülen'in 1990 yılında Türk makamlarından aldığı pasarportu iptal edildi. İptalin gerekçesi olaraksa yeşil pasaportun usulsüz yöntelerle alındığı bildirildi. 

GÜLEN'İ ETKİLEMEYECEK OPERASYON

3 Şubat 2014 Pazartesi

Fethullah Gülen: "Zaman yazarlarının hiçbirinin yüzünde nur kalmamış"

cia ajanı fethullah gülen, Fethullah gülen, gülen cemaati, selim çoraklı, paralel devlet, paralel yapı, kemalettin özdemir, hanefi avcı, fethullah gülen beddua, kimdir, gerçek yüzü,
Fethullah Gülen: "Zaman yazarlarının hiçbirinin yüzünde nur kalmamış"
Esnaf hizmetleri imamlığından Makedonya temsilciliğine, yurtlardan gazete yazarlığına kadar cemaatin her kademesinde görev alan Selim Çoraklı, Cemaat'in içyüzünü anlattı.
Eski bir anısını anlatan Çoraklı Fethullah Gülen'in Zaman gazetesi yazarları ile ilgili yorumunu şöyle anlattı:
"Size bir şey söyleyeyim. 1990'lı yıllarda Fethullah Gülen Zaman Gazetesi'ni ziyarete gelmişti. Çıkıştı benim de içinde bulunduğum Zaman çalışan ve yazarlarını kastederek "Hiçbirinin yüzünde nur kalmamış" demişti. Bu söz bugünkü manzarayı anlatma bakımından çok önemlidir."
12 Eylül mağdurlarından biri olan Selim Çoraklı 1980'li yılların sonlarında Fethullah Gülen Cemaati ile tanıştı. Sızıntı ve Yeni Ümit Dergisi ve Zaman Gazetesi yazarlığından Üniversite sorumluluğuna, Esnaf hizmetleri imamlığından Makedonya Zaman gazetesi temsilciliğine kadar Gülen Cemaati'nin bir çok kademesinde üst düzey görev yaptı.
28 Şubat'ta Cemaati'in yaşadığı hızlı değişimden rahatsız olarak 40 maddeden oluşan itirazlarını Fethullah Gülen'e ulaştırmış. Bütün girişimlerine rağmen Gülen Cemaati'ndeki hızlı değişimin önüne geçemeyeceğini anlayınca yollarını ayırmaya karar vermiş.

Çoraklı, Fethullah Gülen'in yanlış yönlendirildiğini anladığı için, çaresizlikten uzun süre suskun kalmış olabileceğini söyledi.
Uzun yıllar önce Cemaat'ten kopan Selim Çoraklı, Sabah gazetesinden İsaTatlıcan'a konuştu. Çoraklı'nın söyleşisinden öne çıkanlar şöyle:
"POLİS VE ASKER HİZMETLERİNDE HÜCRE TİPİ YAPILANMA VAR
-Son üç aydır "Paralel Devlet" ya da "Paralel Yapı" gibi yeni bir kavram ile tanıştık. Nedir bu paralel yapı? Siz böyle bir yapının varlığına inanıyor musunuz?
- Hukuk sistemi dışındaki her türlü yapıyı "Paralel yapı" olarak kabul edebiliriz. Siyasetin riskini almadan, siyasete, devlet yönetimine yön vermeye çalışmak, yargıya, polise, bürokrasiye hakim olmaya çalışmak bu paralel yapının alametidir.
Cemaatin yapısına gelince, inkâr etseler de paralel bir yapılanma var. En tepede Fethullah Gülen, onun altında ülke imamları, şehir imamları, ilçe imamları ve benimde 33 yaşıma kadar yaşadığım dersane (Işık evler) imamları vardır.
Cemaatin bu tür yapılanması olunca ister istemez her birim kendi arasında teşkilatlanmaya başladı. Üniversiteler kendi aralarında, liseler kendi aralarında, askeri hizmetler, polis hizmetleri, adliye hizmetleri bunların her biri hizmet kendi içerisinde birimleşmeye başladı.
-Polis ve yargıda da durum aynı mı?
- O dönemlerde yapılanma şöyleydi; Her birim kendi içerisinde bir imamı var. Mesela diyelim ki polis kolejleri var, polis okulları var. Özellikle polis ve askeri hizmetlerde biraz hücre tipi yapılanma vardı. Zaten 1986 yılında bir gazete Gülen Cemaati ile ilgili manşetler atmıştı. O dönemde cemaat ciddi bir darbe yemişti. Ondan sonra daha ciddi bir hücre tipi yapılanmaya yönelim oldu. Yani bir hücre yakalanırsa öbür hücrenin haberi olmasın anlamında. Cemaate mensup bir eleman bir askerle ya da bir polisle ilgileniyordu. Bilemedin 2 polisle 3 polisle ilgileniyor ve aynı evi kullanmıyorlar, özellikle esnaf evleri kullanılıyor
PARALEL YAPININ KONTROLDEN ÇIKACAĞINI GÜLEN'E SÖYLEDİM

Yeni yayınlardan e-posta ile haberdar ol!

Öne çıkanlar